All for Joomla All for Webmasters

Seyahatlerimde (ve aslında hayatımda) en sevdiğim şeylerden biri insanların hayat hikayelerini dinlemek. Tabiki bu “benim hayat hikayemiz yazsan en çok satan kitap olur” diyenler için geçerli değil. Genelde bunu söyleyenlerin hayatlarını film yapsan “Çılgın Dersane 18” yada “Kurtlar Vadisi: Yozgat” tadında bir şey çıkar ortaya. Yol boyunca bir çok hikaye ile karşılaşıyorum ama çok azı bana samimi ve içten geliyor. İşte bu ender hikayelerden biri de Japonya’ya adım attığım ilk gün tanıştığım Sushi Ustası Toshi’nin hikayesi.

Tanıştığım Japonlardan çok daha biri. Herşeyden önce soru sormayı çok seviyor ve yeniliğe, değişime açık ama en önemlisi bir şeyler öğrenebilmek için risk almanın ve bilinmeyene adım atmanın gereğini çok iyi biliyor.

Lisedeyken arkadaşlarının aksine manga ve hentai akımına kapılmamış ve gerçekten ne istediğini sorgulamaya başlamış. Uzun süre boyunca da bulamamış ancak düşünmeye başladığında farkına vardığı tek bir gerçek var ki o da bu şekilde bilmeden devam ederse hayatının diğerlerinden daha farklı olmayacağı. O bunu istemediğinin farkındaydı…

Lise bitip üniversiteye başladığında ise işler daha da sarmalanıp zihnine dolanmaya başlamış çünkü artık herkes iyi kötü bir ideal(!) sahibi olmuş, ne olmak istediklerine karar vermiş ve bundan sonra hayatının geri kalan yıllarında kendilerini hangi sektörün kölesi olacaklarını yavaş yavaş belirlemeye başlamışlar. Artan bi stres ve baskı artık düşünmesini iyice engellemeye başladığından bunu durdurma kararı vermiş. Üniversite yerine düşünebileceği başka yerlere gitmiş ve bir süre boyunca hayatı ile ilgili nasıl bir yol çizeceğini düşünmüş ancak yine bulamamış. Elinde avucunda ne bir yetenek ne de bir fikir vardı ve çevresi tarafından nasıl göründüğünü tahmin edebilirsiniz. İşsiz, güçsüz, ideali olmayan, tembel, çalışmayan ve geleceği olmayan biri. Hiç bir kölelik sistemine dahil olmak istememenin ve bunu uygulamaya geçirmenin ne denli zor bir şey olduğunu çok az kişi bilebilir ve Toshi bunun farkına çok erken vardığı ve ilk adım olarak vaadedilen hayatı reddettiği için özel biri.

Ailesi bir gün okula uzun süredir gitmediğini öğrenir ve meraklanıp Toshi’yi arar. Konuşma çok kısa, öz olmuş ancak beni çok etkiledi. Annesi arayıp okuldan aradıklarını ve aylardır derslere girmediğinin haberini aldığını söyler. Toshi ise okula gitmek istemediğini ve hayatıyla ilgili bir karar vermesi gerektiğini, bunun için düşünmesi gerektiğini söyler. Annesi sadece anlayışla karşılayıp “Sadece olduğun yerde kendine dikkat et, neye ihtiyacın olursa da burada olduğumuzu bil.” der.
Bunu duymanın ne kadar önemli bir şey olduğunun farkında mısınız? Korktuğunuz bir yola çıkmak üzeresiniz ancak arkanızda eğer yolda düşerseniz sizi kaldırmak için bekleyen en önemli kişiler olan aileniz var ve sizi seçtiğiniz yol için yargılamıyorlar. Onu yapma bunu yap, öyle kötü böyle yap, saçmalama yapamazsın, aç kalırsın, iş bulamazsın, ölürsün, çok tehlikeli diyen kimse yok. Senin için en önemli olan kişiler arkanda sana her türlü desteği sağlamak için bekliyor. Ailesinin durumu olmadığından maddi bir destek alma şansı zaten yok ve maddi olarak beklediği bir destek de yok zaten.

Ailesinin desteğini arkasına alan Toshi kafasında sadece gördüğü ufuk çizgisini değiştirme amacıyla Amerika’ya, San Francisco’ya gidiyor. Filmlere konu olan klasik Amerikan rüyasının birebir aynısı aslında ama herkes bilir ki Amerikan rüyası koca bir yalandan ibarettir. Gittiği ülkede fırsatın karşısına çıkmasını bekleyenlerin sefalet içinde kıvrandığı ülkede diğer herkesden farkı gerçekten hayatını değiştirmek için tek ihtiyacı olan şeyin bunu gerçekten istemek olduğunun farkındadır.

20 yaşında Amerika’da işsiz olan bu adam aylarca iş arar ve kaldığı küçücük odasında her gün bir öncekinden daha az yemek yiyerek tasarruf yapmaya çalışır. Artık cebindeki para da suyunu çekmeye başlamıştır. Cebindeki para bitip açlıktan ölecek duruma gelene kadar geri dönmeyi aklından geçirmeyen Toshi her gün sokaklar da ve gazetelerde iş arar. En sonunda bir Japon restoranının sushi ustasına ihtiyacı olduğunu görür ve koşarak gider. Ustasına hiç bir bilgisi olmadığını ve yaşadıklarını anlatır ve işi alır.

IMG_5336

O işe girdiği günü anlatırken gözlerinin içi öyle bir parlıyor, yüzünde öyle bir gülümseme beliriyor ki çok bariz şekilde aynı hisleri şu anda hissettiğini farkediyorum. Belli ki aşık olmuş gibi karnında kelebekler uçuyor ve az önce tüm olayı anlatırken sürekli yere bakan gözleri birden gözümün içine bakmaya başlıyor. Mutluluktan ben de nasibimi alıyorum haliyle, sanki ben işi kapmışım gibi mutluyum.

Her işte olduğu gibi bu işi de öğrenirken hatalar yapıyor, çok fazla hemde. Ustası çok sert ve disiplinli bir adam olduğu için onu mutlu edebilme gibi bir şansı olduğunu düşünmüyor bile. Ancak gerçek bir ustada bulunabilecek bir özellik olan öğrencisini aylaklık ile aşırı disiplin arasındaki dengede tutmayı kusursuz bir biçimde başarıyor. Ne zaman biraz aylaklığa kaysa ensesinde ustasının nefesini, ne zaman kendini harap edecek kadar yoğun çalışsa da ustasının telkinleriyle karşılaşıyor. Uzun bir süre bu ikisi arasındaki dengeyi sağlamak için resmen ipte cambazlık yapıyor. Bu süre boyunca arkadaşlarının ve ustasının desteğini arkasına alan Toshi bir süre sonra ipte oynamaya başlıyor.

Usta işi öğretirken ona neyi nasıl yapması gerektiğini asla söylemiyor. “Ben işi yaparken izleyeceksin ve beni taklit edeceksin, ustalıklarımı izleyerek çalman gerekiyor” diyor. Toshi onu o kadar dikkatli izliyor ki, tekniklerini çalma işini artık abartıp ayakkabı bağlayışından, saçını tarayışına kadar ustasının her şeyini kopyalamaya başlıyor! Bunu kasıtlı olarak yapmıyor tabiki ancak onun için o kadar önemli biri ki istemsizce onun gibi olabilmek için en ufak bir detayı bile kaçırmak istemiyor. Hatta bir gün, içtikleri saki’nin de verdiği rahatlıkla ustasına şakayla karışık “eğer bir gün senden iyi bir sushi ustası olursam…” diyerek cümle kuruyor ve birden ustanın ciddi suratıyla karşılaşıyor. Yaptığı hatanın farkına varıyor varmasına ancak artık çok geçtir. Usta elindeki sakiyi masanın üzerine bırakıyor ve birden kahkalar atmaya başlıyor. Toshi ne yapacağını şaşırıyor, az önce yaptığı hadsizliğin üzerine gülme cesaretini gösterecek kadar cesur değil ve kahkahasını bitiren usta “Sen beni asla geçemezsin ki” diyor. “Ben 40 yıldır bu işi yapıyorum ve hala öğrenmeye devam ediyorum ve senden çok daha hızlı öğreniyorum. Benden daha hızlı öğrensen belki 400 yaşına gelince benden iyi olabilirsin ama hiç sanmıyorum!” diyor ve tekrar bir kahkaha patlatıyor.

Toshi’nin anlatmasına göre sushi yapımı çok ayrı bir sanat. Çok basit gibi görünen işin altında olağanüstü detaylar yatıyor ve çoğunu görmek neredeyse imkansızmış. En basit sushi’nin yapımında bile ustasıyla yan yana durup aynı sushi’yi yapsa da tatları çok farklı olurmuş. Usta sushiyi sararken pirinçlere uyguladığı baskı ve bu baskıya göre ağızda nasıl dağılacağı gibi basit(!) detayları 40 sene önce öğrenmiş ve Toshi 30 yaşında bunları daha yeni öğreniyor. Usta gelen balığın çiğ olarak tadına bakarak şu anda hangi mevsimde olduklarını ve balığın hangi denizden geldiğini bilebilecek kadar aşmış biri. Şu anda 80 yaşında olan ustasının her hafta yeni bir kaç teknikle karşısına çıkması ve Toshi’nin ise kendi başına ayda bir kere belki bir teknik bulabilmesini hesaba kattığınızda ustayı 400 yaşında yakalayabilmesi olasılığı ustanın ne kadar alçak gönüllü biri olduğunu gösteriyor.

Kısa sürede piyasanın en aranan sushi şeflerinden biri olan Toshi’nin artık para derdi yok çünkü dünya’nın neresine giderse gitsin kendi yeteneklerinin farkında olan bir sushi ustasının iş bulamayacağı bir yer yok. İşin en güzel tarafı ise bu kadar yokluktan gelen Toshi’nin sushi yapmasının sebebi para değil insanları mutlu görmek. Her müşterisini ilk lokmasını attıktan sonra gizlice izliyor ve yüzündeki o ifadeyi görmeyi çok seviyor. Kendinden o kadar emin ki, ilk ifadenin kötü olmayacağını biliyor.

ssh

Ailesi Amerika’ya onu görmek için geliyor ve hem onlar çocuklarını bu kadar mutlu ve başarılı gördükleri için hem de o ailesinin ona yargısız sorgusuz verdiği desteğin karşılığını onlara verebildiği için mutlular. Amerika’da ki başarısının ardından Toshi Avrupa’ya açılıyor ve bir çok ülkede hünerlerini sergileyip dünya’nın diğer kıtalarına da mutluluk veren sushilerini taşıyor. Bir çok yerde gönüllü olarak evsizlere ücretsiz olarak elleriyle hazırladığı sushileri yediriyor.

Toshi’nin etik anlayışı sadece evsizleri doyurmakla sınırlı değil. Ona göre bir sushi ustasının yada her hangi bir mesleği yapan kişinin herşeyden öne üreticiye saygı duymayı öğrenmesi gerektiğini söylüyor. Sushi’nin hammaddesi olan pirinci aldığı kişiye sonsuz bir saygı duyuyuor ve onun da para kazanabilmesi için elinden geleni yapıyor. Aynı şekilde kullandığı tüm malzemeleri temin ettiği kişilere karşı çok büyük bir saygı duyuyor ve “onlar olmasa başkasından alırdım” gibi bir şey düşünmüyor. Bu karşılıklı saygının da yaptığı sushilerin lezzetinde etkin bir rol oynadığını düşünüyor.

Değişim ve çağa ayak uydurmak çok tartışılan bir konu. Eski geleneklere uygun ve hiç bir şeyin değişmemesi gerektiğini düşünenlerin de çok olduğu dünyada Toshi değişimin kaçınılmaz olduğunu söylüyor. İnsanların zevkleri her zaman değişiyor, senin kusursuz yaptığın bir yemeği bir kaç hafta sonra alelade bir yemekmiş gibi yiyebilir insanlar ve onları suçlamaya hakkının olmadığını savunuyor. “Değişim isteseniz de istemeseniz de gelir, ya ona ayak uydurursunuz yada sonuçlarına katlanırsınız” diyerek her daim yeniliğe açık olduğunu çok net şekilde belli ediyor.

Chefs Without Borders hayali var. Yani sürekli seyahat ederek farklı ülkelerde insanlara yeteneklerini konuşturarak sushi yedirmek ve yüzlerindeki mutluluğu görmek. Başta ailesinin ve çevresinin verdiği destekle onların omuzlarında geldiği bu noktada olağanüstü bir kendine güvene sahip. Kendinden çok daha iyi ustalar olabileceğinin farkında ama bu onu hiç korkutmuyor, tam tersine kendinde bulunan 0’ları onlarda bulunan 1’lere dönüştürebilmesi için daha kusursuz bir fırsat olayacağını düşünüyor. Açıkçası uzun süredir özgüvenini bu kadar kıskandığım bir adam olmamıştı.

Benim sözüm herkese ama özellikle büyüme çağında çocuğu olan/olacak olan kişilere. Yazdığım hikayede Toshi’ye sağlanan destek bahçeye ekilen bir çiçeğin can suyunu vermekten farklı bir destek değil. Çok zor değil bu, bırakın kendi yollarını seçsinler. O yaşta aptal olacaklarını, yanlış seçimler yapacaklarını düşünebilirsiniz belki de haklısınız öyle yapacaklar ama büyüdüklerinde kendi egonuz tatmin olsun diye mutsuz bir çocuk görmek istemiyorsanız karışmayın. Sadece arkasında olun, verdiği her kararı destekleyin. Baskı ve önyargı altında kalmayan hiç bir çocuk bile bile kendi hayatını karartacak kadar aptal değildir.

9 Responses

  1. Hakan Özdemir

    keyifle okudum.özellikle şu cümle biz esnaflarada büyük anlamı var ” kullandığı tüm malzemeleri temin ettiği kişilere karşı çok büyük bir saygı duyuyor ve “onlar olmasa başkasından alırdım” gibi bir şey düşünmüyor”.bu arada yazı rengini biraz koyulaştırabilirmisin. :)

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.