All for Joomla All for Webmasters

Chiang Mai’den Bangkok’a trenle döndükten sonra eski dostum J.P’nin evine hemen varma peşindeydik çünkü hem saat geç olmuş hem de yorulmuştuk biraz. İstasyondan çıkıp tuktukçulara çalım attıktan sonra taksi aramaya başladık çünkü JP’nin evi gerçekten merkeze pek de yakın sayılmayan bir yerde. Ancak vardığımız saat itibariyle trafiğin en yoğun olduğu vakitler ve taksicilerin burada uzun mesafe gitmek istememe gibi bir olayları var. Taksi 35 baht’dan açıyor ve km başına 5-6 baht gibi bir şey atıyor. Dolayısıyla 20 km gitseniz adam 150 baht gibi bişey kazanacak ve 40-50dk sürecek o trafikte. Onun yerine kısa mesafe 5-10dk lık 3 müşteri alsa daha kısa sürede daha fazla para kazanacak, o yüzden boş taksi bulmanın yanında bulsan bile adamın seni oraya götürmek istememe gibi bir durumu var.

taximeter

Baya bir süre taksi bulmaya çalıştık olmadı, bi ara genç motorlu bir çocuk durdu ve bize yardım etmek istedi. Durumumuzu anlattık ve motorundan inip taksicileri durdurmaya ve konuşmaya başladı. En sonunda birini bunlar benim yakın arkadaşlarım diye ikna etmeyi başardı ve geç bir saatte de olsa JP nin evine ulaştık. Kapı kilitli, içeride ışık var ancak kendisi yoktu. Zili çaldım ve sanırım uyumuş olacaktı ki uykusundan uyanıp bizi kabul etti. Ancak yine hatırladığım o şahane adam karşımdaydı..Uzun uzun sarılıp kucakladı ve 5-10dk muhabbetten sonra bizim için hazırladığı odayı verdi. Baya yorulmuştuk ve sızmamız fazla sürmedi… Odada eskiden kanepe yoktu ama şimdi yattığım kanepe bana baya tanıdık gelmişti. Evet geçen sene kaldığımda salonda yattığım ve kedilerden birinin kafama işediği kanepeydi bu :) (hala hangisi işedi bilmiyorum!)

4 gün kadar JP de kaldık ve cidden kedileri özlemişim ya. Sanırım beni hatırladılar, hiç yabancılık çekmeden aynı gevşek samimiyeti gösterdiler :)

20151202_154325

Aklımızda tek bir soru vardı o da Tayland’dan çıkıp döndüğümüzde bir problem olacak mıydı. Çünkü çıkış tarihimiz vize bitmeden 1 gün önce ve aynı gün içinde gidip geri dönecektik. Çok açık ve net bir şekilde “Visa Run” denilen vize uzatma hadisesiydi bu. Zaten içimizde Tayland’ın Türk vatandaşlarına kıllık çıkarıp çıkarmadığı endişesi varken bir de böyle bir kombinasyon iyiden iyiye düşüncelere daldırdı bizi. Havalimanına gittik immigration ile konuşup durumu netleştirmeye ancak Suvarnabumi havalimanında pasaport kontrolden geçmeden herhangi bir immigration görevlisiyle konuşmak mümkün değil. Ne kadar aradıysak da bulamadık, mecbur geri döndük. JP daha 9 yıldır burada yaşadığından bu konulara fazlasıyla hakim ve bize hiç bir sıkıntı çıkmayacağını defalarca söyledi. Burcu yine de çok emin olmak istediği için biz yine araştırmaya devam ettik ama JP defalarca çok net bir şekilde Tayland hükümeti 1 yıl içinde 6 aydan uzun süre kalmayacak turistler için hiç bir sıkıntı çıkartmaz, bu zaten kendi uygulamaları ve toplamda 6 ayı geçmediği sürece ne kadar giriş çıkış yaparsan yap problem değil. dedi.

İyi dedik aldık biletimizi Kuala Lumpur’a. Saat öğlen 3 de orada olacaz, hızlı bir şekilde pasaport ve bagajlarımızı alıp tekrar check-in yapıp 5’de ki uçağımızı yakalayacaktık. Uçuşun aynı havalimanından olması ve genelde uçak indikten sonra dışarı çıkma süresi max 45dk sürdüğünden içimiz rahattı ve diğer uçağa yetişmek için vaktimiz olacaktı. Ama tabi Murphy kanunları gereği illaki bir şeyler ters gidecekti…

visa-on-arrival

JP ile vedalaşıp en kısa sürede tekrar görüşme umuduyla evden ayrıldık. Ve hayatımda ilk defa bineceğim uçak 1 saat rötar yaptı! İlk hasssssssss hissi içimizden geçip gitti… Uçağa bindik ve kaptan 3 yerine 3:40 da orada olacağımızı söyledi…Neyse dedik, eğer acele edersek yetişiriz. Uçak Malezya’ya iner inmez depar ata ata pasaport kontrole doğru ilerledik, nasıl bir pasaport görevlisine denk geldiysek artık! Adam Burcu’nun pasaportla uğraştı uğraştı uğraştı, yetmedi bir diğer görevlileri çağırdı, pasaport kabininde 5 adam ekrana bakıyordu. Zannedersin bizi içeri atacaklar o derece ama adam bir yandan bize gülümseyip “Sakin olun, sadece yeni bir sisteme geçtik onu test ediyoruz!” dedi. Muhteşem zamanlama!!! Yaklaşık bir 15-20dk boyunca pasaport polisinin diğerleriyle gülüşmesini ve geyiklerini dinledikten sonra en sonunda vizeyi verdi ve Burcu geçti. Ben dedim öndeki hanımın aynısından! Uğraşmaz umarım tekrar! Uğraşmadı da hemen vizeyi verdi ve koşa koşa bagajları almaya gittik…Bagajlar halen çıkmamış….

kli

Uçak ineli 1 saat olmuş nerdeyse bagajlar ortada yok… Bekle bekle bekle, ekranda bir mesaj “bagajların çıkmasına 10dk…” Yani bu kadar rezalet olur, artık umudumuz kalmadı zaten uçağı yakalayabilmek için. Zaten bagajlar çıksa da kesin bizimkiler en sonda çıkacaktır diyip sinirli sinirli gülüyoruz. Karma resmen bizimle dalga geçer gibi ilk bizim bagajlarımızı çıkarttı. Ulan ne güzel umudumuz yoktu! Hemen kaptık koşa koşa AirAsia kontuarına gittik ancak kontuar kapanmış, uçağa yolcular alınmaya başlanmıştı. Yanımızda bagajlar olmasa bir şekilde yetişiriz uçağa, yarım daha var kalkmasına ama bagaj alımları kapandığından biletler elimizde patladı… Ertesi günün sabahına yeni bir bilet almak zorunda kaldık ve tabiki nispeten daha fazla para ödeyerek. Zaten çok kısıtlı bir bütçeyle seyahat ederken olabilecek en boktan şey olmuştu, biletlerimiz yanmıştı.

Yani ne öğrendik? Aktarma uçuş olmayınca bir sonraki bileti mutlaka en az 4-5 saat öteye alın!

Sabaha kadar oturacak bir yer bulup Oz izlemeye başladık. Morallerimiz artık baya düşmüştü ama olsundu, uçuşumuz Krabi’ye olacak ve deniz kum güneş bizi bekleyecekti!

 

1 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.