All for Joomla All for Webmasters

İran’dan kara yoluyla Ermenistan’a geçmeyi başardıktan, daha doğrusu İran’lı sınır görevlilerinin televizyondaki dizileri izleyip yorum yapmalarını bir saat kadar bekledikten sonra Ermenistan sınırına doğru yürümeye başladık. Çok kısa sayılabilecek bir yol değil, özellikle bizim gittiğimiz buz gibi bir dönemi düşünürsek biraz neticemiz dondu diyebilirim. Yol boyunca sürekli gördüğümüz sınır askerleri sürekli selam veriyor, biz de onlara selam verip gülümseyip geçiyorduk. 2-3 kere bir kaç asker bizi durdurup öyle üstün körü bir pasaportlara bakıp geçti. Her seferinde burada duyduğumuz “Türklerden nefret ediyorlar!” geyiği ister istemez aklımıza geliyor ancak bir türlü böyle bir muhabbete maruz kalmıyorduk. Dedim çıksa çıksa herhalde kapıda vize alırken çıkar.

Vizeyi alacağımız binaya geldik, içeride kimsecikler yok bir tek biz ve 4-5 tane görevli. Uzattık pasaportları, çat pat İngilizcesiyle form doldurmamız gerektiğini söyledi ve çok da güler yüzlüydü. Formlarımızı aldık ve masalara oturup dolduruyoruz. Gayet standart 8-10 soruluk bir form. Eleman hemen yanımızda bitti geldi yardım ediyor, bak bunu buraya adını yaz, bak burayı imzala, tarihi unutma falan gibi çok kritik söylemese asla aklıma gelmeyecek önemli bilgileri veriyordu. Eyvallah dedik, tamam dur derken kalemi elimden aldı pasaporta bakıp doğum tarihimi falan yazdı benim yerime. Arkadaş Türk sınırında böyle yardım yok :). Sonra dedik vize ücretini size mi veriyoruz? Başladı kem küm yapmaya… “3000 dram (20TL) değil mi?” diye sordum, “eee yani evet de işte ehe ehe keh keh” şeklinde şekiller çıkartmaya başlayınca tamam dedim 4000 vereyim de mutlu ol. Gerçekten de baya mutlu oldu ama akabinde “bunu sakın kimseye söyleme, biri sorarsa 3000 verdim de!” diye de tembihledi. Ben de kimseye söylemedim, yazmamam konusunda bir beyanı olmadı sonuçta.

Vize ücretleri

21 günlük tek giriş: 8$
120 gün tek giriş: 41$
6 aylık 60 gün kalış çok gişili vize: 55$
1 yıllık 120 gün kalış çok girişli vize: 110$

Vizemizi alıp pasaport polisine geçtik. Asık suratlı bir tip, aldı pasaportu inceledi biraz, çok beğenmiş olacak sanırım bir iki arkadaşını çağırdı ve onlara da gösterdi. Hepsi çok etkilenmişti, ilk defa pasaport görmüşlerdi çünkü. Üç kişi inceledikten sonra aralarında Ermenice bir şeyler konuşup aralarındaki en cesur olanı bana o kritik soruyu sordu. “Neden Ermenistan’a geliyorsunuz?”, bu beklenmedik soru karşısında afallayarak “turistik” cevabını verdim. Hiç beklenmedik bu soru karşısında o beklenmedik yıldırım gibi cevabı suratlarına yapıştırdım. Çok etkilendiler ve en sevdiğim ses olan “tak tuk tak çat pat” sesleri ile pasaporta girişimi damgalamaya başladılar. Bu arada tam yanımda sırıtarak bana bakan bir erbaş asker, “Turkiye?” dedi, “yes” dedim… O da bana gülümseyerek “arkadaş, ehehe evet, eheh hayır ahaha” diye Türkçe bir şeyler parçaladı. Ben de Ermenice öğrendiğim bir kaç kelimeyi söyledim (gülüşmeler). Kıssadan hisse kapı girişinde hiç bir zerre kadar zorluk problem olmadığı gibi aslında eğlenceli bile oldu diyebilirim.

Tam Ermenistan topraklarına adım attık hemen genç bir taksici bebe beliriverdi güvenlikten geçtiğimiz gibi. 120$’a Yerevan merkeze kadar götürürüm diyordu. Pazarlık falan filan derken 80$’a fit olduk. Gene çok verdik hala içimde kaldı ama neyse. Beraber çıkarken bir hışımla amcalar kesti çocuğun önünü, dışarıda bekleyen taksici dayılardan atik davranıp içeri kadar sızmış bizim bebe. Baya bi tartıştılar ettiler, adam en sonunda bizi arabasına kadar götürecekti ki biz bebenin arabasını görene kadar. Yep yeni tertemiz bir araba, amcanın araba ise baya bir dökülüyor. Hacı baba kusura bakma dedik, direk çantaları attık arabanın içine. Çocuğun yüzünde ise yonca yemiş eşek kadar mutlu ve gevrek bir gülüş hakimdi…

Yola çıktık ve yaklaşık 6 saat kadar sürdü. Halen sebebini anlayamadığım bir şekilde neredeyse her saat başı durup gaz(LPG) alıyorduk. Aracın depo mu küçük, çok mu yakıyor çözemedim. Çocuk İngilizce bilmediğinden soramadık da. Bir de her gaz alışımızda arabadan çıkmak zorundayız, sanırım çok fazla patlama oluyor dolum esnasında.

Olası bir patlamaya karşı dolum beton bloklar arasında yapılıyor

Merkeze geldiğimizde ise hostel fiyatları biraz uçmuştu. En ucuz hostel 30 lira civarında olunca ben de madem 3 kişiyiz airbnb’den bir yer bakalım dedim. 80 liraya öyle güzel bir yer buldum ki anlatamam. Neticemiz biraz rahat görsün, hem 3 kişi bölüşürsek pek de bişe etmez adam başına diyerek bir ev tuttuk ki buyurun kendiniz görün.

Ermeni Dostluğu

Couchsurfing’den Vahagn isimi arkadaşla buluşmaya karar verdik. Malum bizden nefret ediyorlar ya, bunu da belgeleyelim dedik. İlk başta baya küfür ede ede birbirimize sarıldık ve yalandan bir hoş geldin muhabbeti oldu. Ardından sanırım beni zehirlemek istediğinden dolayı şarap ve pizza ısmarlamak üzere çok güzel bir yere götürdü. Şaka ve geyik bir yana, oturduk orada vay sen mi haklısın ben mi haklıyım diye salak salak tarih konuşup birbirimizin ecdadına sövmek yerine ömür boyu sürecek bir dostluğun temellerini attık. Soykırım konusunda açıkçası çok fazla konuşmak dahi istemiyorum çünkü ne bizi ne de onları bir yere taşıyacak bir konu. Eğer bir gelecekten bahsetmek istiyorsak Vahagn da ben de bunun nefret üzerine değil dostluk üzerine kurulacağını çok iyi biliyoruz. Biz kendi üzerimize düşeni yaptık ve gerekli olan dostluğu kurduk.

Erivan

Biraz da Erivan’dan bahsedecek olursak, şehir çok güzel gerçekten ama ziyadesiyle küçük. Ağrı dağının hiç kaybolmayan görüntüsü altında Sovyet döneminin mimari izlerini her yerde görmek mümkün. Güzel olmasına güzel bir şehir ancak üzerinde çok gri bir melankoli de var. Şehir merkezinde İngilizce bilen bolca var ancak çok değil arabayla 10-15 dk boyunca tek bir yöne doğru gittiğinizde şehir merkezi yerini yavaş yavaş köy görüntüsüne dönüştürmeye başlıyor. Sadece 2 gün kaldığımız için çok aman aman bir yer gezme vaktimiz olmadı tabi ama genel olarak görülecek çok bir şey olduğunu söyleyemem. Bir de bahar ya da yaz aylarında gitmek lazım tabi, kışın -20 derece soğukta pek bir zor yer bulmak. Ancak eğer gitmek isterseniz yukarıda bahsettiğim arkadaşı size yönlendirebilirim. Kendisi ayrıca rehberlik de yapıyor ve İngilizcesi de gayet iyi. Rehberlik hizmeti almasanız da muhabbet için de öneririm :)

Tarihi dokusu, mekanları, kafeleri, meydanları hepsi çok güzel ancak pek ucuz sayılmaz. Şahsen daha ucuz bir yer bekliyordum ben. Marketten alışveriş yapalım dedik ama baya bi pahalıya çıktık diyebilirim. Avrupa’da çok daha ucuz marketler var. İnsanları iyi hoş, sıcak kanlı ve yardım severlerdi bize karşı. Hatta sokakta kahve alırken polislerle biraz konuştuk da Türk olduğumuzu duyunca bir çoğunuzun tahmin edeceği gibi orada coplarla dalıp elektrik vermediler bilakis kahveme şeker koymadığımı fark edip şekerini unutma diye de uyardılar. “Sen kimsin ya???” diye dayılanıcaktım da neyse…

Youtube’da ki kanalımız Yoldaki TV ‘ye üye olmayan yoktur heralde? :P Ermenistan ile ilgili hazırladığımız küçük bir klip de var.


Son olarak söyleyebileceğim kışın ortasında gitmeyin arkadaşlar, cidden telefon tutan eller anında buza dönüyor. Hatta şöyle de bir olay var ki telefonlar donarak kapanıyor. Evet çok soğuk olduğu zaman bazı telefonlar bildiğin kapanıyor, o yüzden ayrı kılıf kullananlar bile var. Yani kısaca neymiş, kışın gelmeyin diyorum, çok net! Ayrıca son kez söylemekte de fayda görüyorum. Geçmişte yaşanmış olayları günümüze taşımanın bir anlamı yok. Ermenistan’da hiç bir problem yaşamadığımız gibi insanlar dünyanın her yerinde olduğu gibi siz onlara karşı iyi olunca onlar da size karşı iyi oluyor. İçinizde her hangi bir millete, dine, ırka veya alelade bir şeye karşı nefret tohumları varsa unutmayın bu nefret karşındakinize zarar vermeden önce sizin hayatınızı mahvedecektir. Ermenistan bizim komşumuz, mutlaka arada faşist tipler çıkacaktır ancak unutmayın ki aynıları bizde de bolca mevcut. Aptalların oyunu olan siyasete alet olmayın ve onlardan biri olmayın… Kendinize iyi bakın!

 

 

 

 

2 Responses

  1. Kemalettin Gecit

    Ben Sirbistana giderken benzer duygular yasamistim. Ama benim ki sizinki kadar mutlu ve umutlu degildi. Pasaport kontrolunde tam 1 saat bekletildim. Sonra soru ustune sorular. Sene 2008 di

    Cevapla
    • gokhan

      Pasaport kontrol devlet nezdinde yapılan bir olay. Yani devlet hepsini öperek karşılayın derse öyle yaparlar, pislik yapın derseler de pislik yaparlar. Hükümetin tutumu ile halkın tutumunu birbirine karıştırmamak lazım. Herkes bunu birbirine karıştırsa şu anda dünyanın en nefret edilen ülkesi biz olmamız gerekir.

      Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.