All for Joomla All for Webmasters

Hayaller her zaman mutluluk ile bağdaşmıştır. Hayatımda en mutlu olduğum anlardan birisinde bir Pazartesi sabahı uyanmıştım. Saat 10:30 ve iki haftalığına günlüğünü 3$’dan tuttuğum dandik bir hostel odasının kırık dökük panjurlarından içeri güneş ışıkları parça parça giriyordu. Hemen yan tarafta sokakta yemek satan teyzeler kap kacaklarını yıkıyordu ve konuştuklarından anlayamadığım kadarıyla gıybetin dibine vuruyorlardı. Yola çıkalı bir seneyi belki biraz geçmişti ve hostelin mutfağından mis gibi kokular geliyordu. Bugün Pazartesi ve benim yapmam gereken ne vardı diye düşündüm bir an için.

gunes-isigi

13 yıllık ofis hayatından kurtulmuştum ancak Pazartesi sendromu etkisiz bir şekilde son gücüyle bana bunları düşündürtmüştü. Cevap beni o gün dünyanın en mutlu adamı edecek nitelikteydi; hiçbir şey! Planladığım hiçbir şey yoktu. Kiraladığım motor kapıda beni bekliyor, istersem ona atlayıp hiç bilmediğim bir yere gidip hiç yatmadığım bir kumsalda yatıp hiç görmediğim palmiyelerin altında hiçbir şey yapmayabilirdim. Ama beni mutlu eden hiçbir şey yapmamak değil, bu seçeneğimin palmiyelerin altında, deniz kenarında, motorumun bagajında ve en güzeli elimin altında olmasıydı.

Yine bir başka Pazartesi günü Japonya’da uyandım. Fuki adında bir kasabadaydım ve kaldığım Tatami odasında olağanüstü bir sessizlik hâkimdi. Mevsim kıştan bahara dönmek üzere ve kiraz çiçekleri ufaktan açmaya başlamıştı. Hava çoraplarımı çıkartmayacak kadar soğuk, üstüme hırka almayacak kadar sıcaktı. Odanın sürgülü kapısını açıp dışarı çıktım, ev sahibem Akiko San dışarı çıkmış ve evin kedisiyle yalnız başımayım. Hemen iki sokak aşağıdaki süpermarkete gidip taze sushileri alıp geri döndüm ve evin bahçeye bakan merdivenlerine oturdum.

nagoya

O kadar sessizdi ki etraf, karnımın gurultusu her şeyi bastıracak gibiydi. Sushileri yemeye başladım ve tam o anda bir rüzgar esti. Japon animelerini andıran bir şekilde mevsim değişikliğine erken aldanan pembe kiraz çiçeklerinin yaprakları üzerimdeki ağaçtan aşağıya dökülmeye başladı. O gün günlerden Pazartesiydi ve ben Japonya’da bir kasabada hiç de özel olmayan şeyler yapıyordum ama hayatımda hiç hissetmediğim kadar özel ve şanslı hissetmiştim kendimi. “Ben buraya nasıl geldim?” diye düşündüm. Japonya’ya değil, içinde bulunduğum o ana.

Hayallerin Gerçeğe Dönüşmesi

Eğer kendimi dinleseydim ve mantıklı bir seçim yapsaydım asla oralarda olamaz, hissettiklerimi hiçbir zaman hissedemezdim. En iyi zamanı bekleyecektim, daha fazla param olmasını bekleyecektim, “şu işler bir düzelsin de öyle” diyecektim. Ben de bir zamanlar “ölmeden önce yapacaklarım” diye liste hazırlayanlardandım ve anladım ki bu liste benim pişmanlıklar listem olacaktı. “Bir gün mutlaka…” diyerek başlanan hayaller bizleri sadece o anlık sıkıntılarımızdan dertlerimizden uzaklaştıran küçük uyuşturuculardan ibaret. Gözlerimizin görmek istedikleri, iliklerimizde hissetmek istediklerimiz, yaşamak bu olsa gerek diye düşündüğümüz şeyler gözlerimizi kapatıp ulaştığımız, mutlu olduğumuz çok küçük anlar.

hayaller

Aşık olmak için doğru anı mı bekliyorsunuz? Aynı cevabı neden seyahat etmek için vermiyorsunuz peki? İkisi için de mükemmel bir zaman yok, olmadı, olmayacak. Asla hazır olmayacaksınız, asla o kadar paranız olmayacak ve asla tam zamanı olmayacak. Hiç etrafınızda duydunuz mu “işte tam seyahat etme zamanı geldi, gidiyorum!” diyeni? Asla duymayacaksınız da. O yüzden kendinizi kandırmayı bırakın. O zaman hiç gelmeyecek çünkü o zamanın içinde yaşıyorsunuz zaten. Hayallerinize ulaşabilmek için onlara yatırım yapmak gerekir, bu yatırımı da sadece onlara olan inancınız ile yapılabilir. Bir kağıt parçasına ya da bilgisayardaki bir yazı dosyasına gitmek istediğiniz yerleri yazmak sadece kendinizi bir anlık kandırmaktır. Hayalleriniz tüm bedeniniz ve hislerinizle birlikte yaşanması gereken tecrübelerdir, onları bir köşeye yazıp koymak sadece kendi umutlarınıza hakaret etmek olur. Onlar için uğraşmadan, savaşmadan hayatınızın nasıl hayallerinize dönüştüğüne asla şahit olamazsınız.



Booking.com

2 Responses

  1. Sezgin

    Gökhan hocam neredesin, napıyorsun? Gözünü seviyim dolaş biraz. Merakla bekliyoruz güzel yazılarını

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.